Yoksulluğun Yönetimi: Türkiye’de Orta Sınıfın Bilinçli Çöküşü
Türkiye’de geçim giderek zorlaşıyor. Bu zorluk, artık yalnızca fiyat artışlarıyla açıklanabilecek bir seviyede değil. Günlük hayatın içine yerleşmiş, fark ettirmeden ilerleyen bir yoksullaşma söz konusu. Özellikle orta sınıf ve ücretli kesimler için bu durum, ani bir çöküşten çok, yavaş ama sürekli bir gerileme anlamına geliyor. Gelirler artıyor gibi görünüyor; ancak hayat pahalılaştıkça bu artışlar gerçekliğini yitiriyor.
Ücretler enflasyon karşısında uzun süredir korunamıyor. Maaşlar hesaba yattığı anda kira, fatura ve temel harcamalarla eriyor. Daha harcamaya başlanmadan, vergiler yoluyla gelir önemli ölçüde azalıyor. Böylece çalışmak, refah üreten bir faaliyet olmaktan çıkıyor. Çoğu kişi için geriye kalan tek şey, ayı tamamlayabilmek oluyor.
Bu tabloyu ağırlaştıran bir başka unsur ise devletin geri çekildiği alanlar. Sağlık hizmetine erişim zorlaşıyor; katkı payları artıyor; kamu sistemi yetmediğinde çözüm özel harcamalarda aranıyor. Eğitimde de benzer bir sıkışma yaşanıyor. Kamusal eğitimin niteliği düştükçe aileler daha fazla fedakârlık yapmak zorunda kalıyor. Gelir azalırken harcama artıyor ve bu denge her ay biraz daha bozuluyor.
Geçim baskısı derinleştikçe bunun yalnızca ekonomik bir sorun olmadığı da görülüyor. İnsanlar gelecek planı yapamaz hâle geliyor. Birikim ihtimali ortadan kalkıyor. Güvence duygusu zayıflıyor. Orta sınıfın topluma sağladığı denge ve istikrar hissi de bu noktada kaybolmaya başlıyor.
Bu durum kendiliğinden ortaya çıkmış bir sonuç değil. Orta sınıfı güçlendirecek kalıcı politikalar yerine, yoksulluğu yöneten bir anlayış tercih ediliyor. Sosyal yardımlar insanları ayağa kaldıran mekanizmalar olmaktan çıkıyor; ayakta tutmaya çalışan geçici araçlara dönüşüyor. Çalışan ve vergi veren kesimler ise bu yapının içinde giderek görünmezleşiyor. Yük artıyor, karşılık azalıyor.
Oysa güçlü bir orta sınıf olmadan ne ekonomik istikrardan ne de demokratik bir gelecekten söz edilebilir. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin karşılığını bulduğu ve kamusal hizmetlerin erişilebilir olduğu bir düzen toplumu rahatlatır. Bugün yaşanan yoksullaşma bireysel tercihlerle açıklanamaz. Bu, açık bir siyasi ve ekonomik tercihin sonucu.
Yorumlar
Yorum Gönder