Aynı Tezgahta Farklı Dünyalar: Ekonomide Değer Nasıl Şekillenir?

Ekonomi biliminin doğuşundan bu yana en temel tartışmalardan biri, mal ve hizmetlerin değerinin nereden kaynaklandığı ve bu değerin nasıl oluştuğudur. Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız fiyat farklılıkları bu soruyu daha da görünür kılar. Bir kilo domatesin 40 lira olduğu bir piyasada, tek bir avokadonun 45 liraya satılması çoğu tüketiciye ilk bakışta irrasyonel gelebilir. Ancak fiyat ile değer arasındaki ilişki incelendiğinde, bu farklılığın arkasında oldukça rasyonel ve çok boyutlu bir ekonomik mekanizma olduğu görülür.

Klasik iktisat yaklaşımı, değerin kaynağını uzun yıllar emek üzerinden açıklamaya çalışmıştır. Adam Smith ve David Ricardo gibi düşünürler, bir malın değerinin o malı üretmek için harcanan emek miktarıyla ilişkili olduğunu savunmuştur. Bu bakış açısı, tarım ve sanayi üretiminin daha homojen olduğu dönemler için açıklayıcı olsa da, günümüz ekonomisinin karmaşık yapısını tek başına izah etmekte yetersiz kalır. Domates üretimi ile avokado üretimi arasındaki emek farkı, fiyat farkını açıklamaya katkı sunsa da, tek belirleyici unsur değildir.

Modern iktisat teorileri ise değeri, arz ve talep dengesi üzerinden ele alır. Bir malın fiyatı, o mala olan talep ile piyasadaki arz miktarının kesiştiği noktada oluşur. Domates, Türkiye’de yaygın olarak üretilen, arzı görece bol ve tüketimi rutin bir tarım ürünüdür. Avokado ise üretim alanı sınırlı, iklim koşullarına daha duyarlı ve hâlâ “nispeten nadir” kabul edilen bir üründür. Bu sınırlı arz, talep sabit kalsa dahi fiyatı yukarı çeker. Talebin artması durumunda ise fiyat yükselişi çok daha belirgin hâle gelir.

Değer farklılığının bir diğer önemli kaynağı ise tüketici algısıdır. Günümüz piyasalarında fiyatlar yalnızca maliyetlere göre değil, algılanan faydaya göre de şekillenir. Avokado, sağlıklı beslenme trendleri, sosyal medya etkisi ve modern yaşam tarzı ile ilişkilendirilen bir üründür. “Süper gıda” olarak pazarlanması, tüketicinin bu ürüne atfettiği değeri artırır. Domates ise her mutfakta yer alan, sıradan ve vazgeçilmez bir ürün olsa da, algısal olarak “özel” bir konuma sahip değildir. Bu algı farkı, fiyat farkını besleyen görünmez ama güçlü bir unsurdur.

Maliyet yapısı da göz ardı edilmemesi gereken bir başka faktördür. Avokadonun üretim süresi uzundur, verim geç başlar ve hasat sonrası lojistik süreçleri daha hassastır. Soğuk zincir ihtiyacı, fire oranı ve ithalata bağımlılık gibi unsurlar maliyeti artırır. Domates ise daha kısa sürede yetişir, yerel üretim avantajına sahiptir ve lojistik açıdan daha düşük risk taşır. Bu maliyet farkı, nihai satış fiyatına doğrudan yansır.

Son olarak, piyasa yapısı ve gelir düzeyi de değerin biçimlenmesinde belirleyicidir. Yüksek gelir gruplarına hitap eden ürünler, yalnızca beslenme ihtiyacını değil, statü ve yaşam tarzı tercihini de temsil eder. Avokado bu noktada bir gıda ürününden öte, belirli bir tüketim kültürünün parçası hâline gelir. Domates ise temel ihtiyaç kategorisinde değerlendirilir ve fiyat esnekliği daha yüksektir. Tüketici, domates pahalılaştığında alternatiflere yönelirken, avokadoyu satın alan kitle çoğu zaman bu fiyat artışını daha kolay tolere eder.

Sonuç olarak, bir kilo domates ile bir adet avokado arasındaki fiyat farkı basit bir maliyet meselesi değildir. Emek, arz-talep dengesi, algılanan değer, üretim ve lojistik maliyetleri ile tüketici davranışları bir araya gelerek ekonomik değeri şekillendirir. Ekonomi biliminin temel sorularından biri olan “değer nereden gelir?” sorusu, tam da bu çok katmanlı yapı sayesinde hâlâ güncelliğini korur. Günlük hayatta karşılaştığımız fiyat etiketleri ise bu teorik tartışmaların somut ve öğretici bir yansıması olarak karşımızda durur.

Yorumlar

Popüler Yayınlar