Yastıkaltı Altın Gerçeği: Sistemin Dışında Değil, Tam Kalbinde
“Yastıkaltı altın” olarak adlandırılan birikimler, aslında hane halkının uzun yıllardır belirsizliğe karşı geliştirdiği en güvenli korunma yöntemini temsil ediyor. Enflasyonun etkisini her gün biraz daha hissettiren bir ortamda vatandaşın tasarrufunu TL’de tutmak istememesi, hayatın gerçekleriyle şekillenen son derece doğal bir tercih. İnsanlar emek vererek biriktirdiklerinin değer kaybetmesini istemediği için altına veya dövize yöneliyor; bu, tamamen rasyonel bir davranış olarak okunabilir.
Altın birikimlerinin “sistemin dışında” olduğu görüşü ise gerçeği yansıtmayan eksik bir bakış açısı. Evde, çekmecede veya kasada duran altın, ekonomik akıştan kopmuş bir varlık değildir; yalnızca tasarruf niteliği taşıdığı için sürekli dolaşımda görünmez. İhtiyaç anı geldiğinde ise bozdurularak nakde çevrilir ve o anda piyasaya karışarak gerçek kullanımına girer. Sessiz bir sigorta gibi çalışır; varlığı çoğu zaman fark edilmese de etkisi tam da gerektiği anda hissedilir.
Bu konunun sürekli gündeme gelmesinin nedeni de açıktır: Hane halkının karagün için sakladığı güvenceyi finansal sisteme dahil ederek kredi mekanizmalarında kaldıraç olarak kullanmak isteyen bir yaklaşım söz konusudur. Oysa altın, birçok vatandaş için yalnızca bir yatırım aracı olmanın ötesinde bir anlam taşır. Kimi zaman düğün masraflarını karşılar, kimi zaman işsizlik döneminde yaşamı sürdürülebilir kılar, kimi zaman da sağlık giderlerinde aileyi koruyan tek kaynak haline gelir.
Yorumlar
Yorum Gönder