Piyasalar Ne Kadar Serbest?

Piyasaların ne ölçüde serbest olduğu meselesi, iktisat teorisinin en çok atıf yapılan fakat uygulamada en fazla tartışma yaratan konularından biridir. Klasik iktisat yaklaşımı, piyasaları arz ve talebin kendi dinamikleriyle işlediği, fiyatların dış müdahaleye maruz kalmadığı ve ekonomik aktörlerin özgür iradeleriyle karar alabildiği bir yapı olarak tanımlar. Ne var ki modern ekonomilere bakıldığında, bu tanımın büyük ölçüde teorik bir çerçeve olarak kaldığı, reel piyasa işleyişinin ise çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğu görülmektedir.

Günümüzde devletin ekonomiyle kurduğu ilişki, yalnızca doğrudan müdahaleler üzerinden okunamaz. Vergi düzenlemeleri, teşvik ve destek mekanizmaları, kamu alımları, kredi politikaları ve düzenleyici kurumlar aracılığıyla piyasa davranışları sürekli olarak yönlendirilir. Bir sektöre sağlanan vergi avantajı ya da düşük faizli finansman imkânı, o alandaki rekabet koşullarını kökten değiştirebilir. Bu durum, teoride serbest olan piyasanın pratikte belirli tercih ve önceliklerle şekillendiğini açıkça ortaya koyar.

Özellikle stratejik sektörlerde devletin görünürlüğü daha da artmaktadır. Enerji, tarım, savunma, finans ve sağlık gibi alanlarda fiyat oluşumları çoğu zaman serbest piyasa dinamiklerinden ziyade kamusal kararlarla belirlenir. Amaç çoğu zaman piyasa başarısızlıklarını önlemek, sosyal refahı korumak ya da ekonomik istikrarı sağlamaktır. Ancak bu müdahaleler, aynı zamanda piyasanın doğal rekabet yapısını sınırlayan sonuçlar da doğurabilmektedir.

Serbest piyasa tartışmasının bir diğer boyutu, büyük sermaye gruplarının ve çok uluslu şirketlerin piyasa üzerindeki etkisidir. Teoride tüm aktörlerin eşit koşullarda rekabet ettiği varsayılırken, pratikte ölçek ekonomisi, finansal güç ve politik etki alanı gibi unsurlar rekabeti belirgin şekilde asimetrik hale getirir. Bu durum, devletin müdahalesi olmasa dahi piyasanın kendiliğinden tam rekabetçi bir yapıya ulaşamadığını göstermektedir.

Sonuç olarak, günümüz ekonomilerinde piyasaları mutlak anlamda serbest olarak nitelendirmek güçtür. Mevcut yapı, serbestlik ile müdahale arasında sürekli değişen bir denge üzerine kuruludur. Devlet, piyasanın tamamen dışında değildir; aynı zamanda onu bütünüyle kontrol eden bir aktör de değildir. Piyasalar, politik tercihler, kurumsal düzenlemeler ve küresel güç ilişkileriyle şekillenen karma bir yapı içinde faaliyet göstermektedir. Bu gerçeklik, serbest piyasanın bir idealler bütünü olduğunu; reel ekonomide ise kontrollü ve yönlendirilmiş bir piyasa düzeninin hâkim olduğunu göstermektedir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar