Dolar Yıkılmıyor, Yer Açıyor: Çok Kutuplu Para Sistemine Geçiş

Dolar egemenliği biter mi, ne zaman biter sorusu, bugün yalnızca akademik çevrelerin değil, küresel piyasaları yakından takip eden herkesin zihnini meşgul ediyor. Uzun yıllar boyunca tartışmasız biçimde dünyanın rezerv parası olan ABD doları, artık sadece ekonomik bir araç olarak değil; siyasi nüfuzun, yaptırım gücünün ve küresel sistemin yönlendirici unsurlarından biri olarak görülüyor. Tam da bu nedenle doların geleceğini değerlendirirken, salt ekonomik verilerden ziyade tarihsel arka planı ve değişen güç dengelerini birlikte ele almak gerekiyor.

Bu noktada doların nasıl bu konuma ulaştığını hatırlamak, bugünü doğru okumak açısından önem taşıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Bretton Woods sistemi, doları küresel finans mimarisinin merkezine yerleştirdi. Altın standardının zamanla terk edilmesine rağmen dolar, uluslararası ticaretin ana ödeme aracı olmayı sürdürdü. Enerji piyasalarında petrolün dolar üzerinden fiyatlanması, merkez bankalarının rezerv tercihlerinde doların baskın rolü ve küresel borçlanma sisteminin ABD tahvilleri etrafında şekillenmesi, bu hakimiyeti pekiştirdi. Böylece dolar, bir para birimi olmanın ötesine geçerek küresel sistemin omurgası haline geldi.

Ne var ki tam da bu güçlü konum, zamanla doların tarafsızlığına ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi. ABD’nin finansal yaptırımları giderek daha yoğun ve sistematik biçimde kullanması, doları küresel ticaretin nötr aracı olmaktan uzaklaştırdı. Bu gelişme, özellikle siyasi gerilim yaşayan ülkeler açısından dolar bağımlılığını stratejik bir risk olarak görünür kıldı. Dolayısıyla birçok ülke, ticaret ve ödeme sistemlerinde alternatif arayışlara yönelmeye başladı. Çin ve Rusya başta olmak üzere bazı ülkelerin ikili ticarette yerel para birimlerini tercih etmesi, bu arayışın somut bir yansıması olarak öne çıktı.

Bu eğilimin yalnızca birkaç ülkeyle sınırlı kalmadığını ise rezerv politikalarındaki değişimden anlamak mümkün. Son yıllarda merkez bankalarının altın rezervlerini belirgin biçimde artırması, doların uzun vadeli güvenli liman algısının zayıfladığını gösteriyor. Gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere birçok ekonomi, rezervlerini çeşitlendirerek dolar riskini azaltmaya çalışıyor. Buna ek olarak merkez bankası dijital paraları ve yeni ödeme teknolojileri, sınır ötesi işlemlerde doların hakimiyetini kırabilecek potansiyel araçlar olarak gündeme geliyor. Çin’in dijital yuan hamlesi, bu dönüşümün henüz erken aşamada olsa da stratejik bir yön kazandığını ortaya koyuyor.

Ancak tüm bu gelişmeler, doların kısa vadede sahneden tamamen çekileceği anlamına gelmiyor. Aksine, küresel finansal altyapıya bakıldığında doların hala güçlü bir merkez konumunda olduğu görülüyor. ABD finans piyasalarının derinliği, likiditesi ve hukuki güvenilirliği, doları benzerlerinden ayıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Euro, bölgesel ölçekte önemli bir para birimi olmasına rağmen siyasi birlik ve ortak mali yapı eksikliği nedeniyle küresel ölçekte doların yerini alabilecek kapasiteye ulaşabilmiş değil. Çin yuanı ise sermaye hareketleri üzerindeki kontrol mekanizmaları ve şeffaflık sorunları nedeniyle henüz küresel güveni tam anlamıyla tesis edebilmiş durumda değil.

Bu tablo, dolar egemenliğinin ani bir çöküşten ziyade kademeli bir dönüşüm süreciyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Küresel ekonomi, tek kutuplu dolar düzeninden yavaş yavaş çok kutuplu bir para sistemine doğru evriliyor. Bu evrim, keskin kırılmalarla değil; bölgesel ticaret bloklarının güçlenmesi, alternatif ödeme sistemlerinin yaygınlaşması ve doların küresel payının zaman içinde azalması şeklinde ilerliyor. Önümüzdeki 10 ila 20 yıllık dönemde doların küresel rezervler ve ticaretteki ağırlığının düşmesi olası; ancak bu düşüş, doların tamamen devre dışı kalacağı anlamına gelmiyor.

Sonuç olarak dolar egemenliği biter mi sorusuna verilecek en isabetli cevap, bu egemenliğin mutlaklığını kaybettiği yönünde olacaktır. Dolar hala küresel sistemin merkezinde yer alıyor; fakat artık tek başına belirleyici olduğu bir dönemden söz etmek zorlaşıyor. Tarihsel süreçler, hiçbir rezerv paranın sonsuza kadar hüküm sürmediğini açık biçimde ortaya koyuyor. ABD doları da bu kuralın dışında değil. Ancak görünen o ki bu son, ani bir yıkımdan çok, güç paylaşımının arttığı ve alternatiflerin çoğaldığı yeni bir küresel para düzeni içinde, zamana yayılan bir dönüşüm olarak gerçekleşecek.

Yorumlar

Popüler Yayınlar