Kayıt Dışının Gölgesinde: Kayıt İçi Ekonominin Sessiz Çöküşü

Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde ekonomi politikalarında yapılan hatalar, ekonomik yapının ciddi biçimde zorlanmasına neden olurken, sistemin tamamen çökmemesini sağlayan unsur büyük ölçüde kayıt dışı ekonominin yarattığı esneklik olmuştur. Resmi ekonominin taşıyamadığı yüklerin önemli bir kısmını üstlenen bu yapı, piyasaların işlemeye devam etmesine imkan tanımış; ancak bu geçici denge uzun vadede daha derin yapısal sorunların oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Bu sürecin en dikkat çekici sonucu, kayıt içinde faaliyet gösteren kesimin giderek kayıt dışı alanın sunduğu maliyet avantajlarına bağımlı hale gelmesidir. Yasal yükümlülüklerini yerine getiren aktörler artan maliyetler karşısında zorlanırken, kayıt dışı uygulamaların yaygınlaşması hem rekabet dengelerini bozmuş hem de ekonomik güveni zayıflatmıştır. Böylece kayıt içi ekonomi, sistemin en ağır yükünü taşımasına rağmen en kırılgan konuma itilmiştir.

Kayıt dışı ekonominin etkisi yalnızca vergi kaybı veya sigortasız istihdamla sınırlı kalmamış, zamanla fiyat oluşumunu yönlendiren ve tüketici davranışlarını şekillendiren bir unsura dönüşmüştür. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde gayriresmi fiyatlamanın belirleyici hale gelmesi, hem işletmelerin hem tüketicilerin karar alma süreçlerinde belirsizliği artırmış, bu da yatırım ortamını doğrudan olumsuz etkilemiştir. Dolayısıyla kayıt dışılığın yaygınlaşması sadece bugünü değil, ekonominin geleceğini de risk altına sokmuştur.

Bu koşullar altında sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturmak için öngörülebilir kurallar, adil yük paylaşımı ve sağlam bir kurumsal çerçeve ihtiyaç haline gelmiştir. Ancak kayıt dışılığın sistemsel bir norm haline geldiği bir düzende vergi tabanı daralmakta, kamu bütçesi zayıflamakta ve sosyal güvenlik sistemi üzerindeki baskı artmaktadır. Bu yapısal sorunlar, ekonomik dayanıklılığı önemli ölçüde azaltmaktadır.

Sonuç olarak, kayıt dışı ekonominin yarattığı geçici avantajlar uzun vadeli bir strateji sunmamaktadır. Ekonominin sağlıklı bir zeminde ilerleyebilmesi için kayıt içi kesimin güçlendirilmesi, kayıt dışılığın azaltılması ve kurumsal yapının güven tazeleyen adımlarla desteklenmesi zorunludur. Dijitalleşme, etkin denetim mekanizmaları ve adalet temelinde oluşturulacak vergi politikaları, bu dönüşümün en kritik unsurlarıdır. Aksi halde kayıt dışının belirleyici olduğu bir düzenin sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah üretmesi mümkün olmayacaktır.

Yorumlar

Popüler Yayınlar