Düşüncenin Modern Hali

Üretiyoruz Ama Kazanamıyoruz!

Türkiye ekonomisinin en temel yapısal sorunlarından biri, imalat sanayisinin yüksek oranda ithal ara girdiye bağımlı bir yapıya sahip olmasıdır. Kâğıt üzerinde güçlü görünen üretim ve büyüme rakamlarının sahaya indiğinde beklenen katma değeri yaratmamasının nedeni de bu bağımlılıktır. Üretilen pek çok ürün, yurt dışından temin edilen ham madde, ara mal ve teknolojiye dayanmakta; ortaya çıkan değerin önemli bir kısmı yurt içinde kalmak yerine dış tedarikçilere aktarılmaktadır.

Bu üretim modeli maliyetleri artırırken, büyümeye rağmen gelir artışını sınırlamakta ve sanayicinin kâr marjlarını daraltmaktadır. Kur artışları, ithal girdiler nedeniyle doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; üretici bu artışı fiyatlara yansıttığında enflasyon yükselmekte, yansıtamadığında ise kârlılık hızla erimektedir. Bu kısır döngü, hem enflasyonla mücadeleyi zorlaştırmakta hem de sanayi politikalarının etkisini zayıflatmaktadır.

İthal girdi bağımlılığı aynı zamanda Türkiye’nin teknoloji yoğun ve yüksek katma değerli üretime geçişini de sınırlandırmaktadır. Yerli üretim altyapısı güçlendirilmedikçe, her üretim artışı beraberinde yeni bir döviz ihtiyacı yaratmakta; cari açık ve kur kırılganlığı kalıcı hale gelmektedir. Bu nedenle ithal ara girdiye bağımlılık, yalnızca sanayiyi değil; enflasyon, kur istikrarı, rekabet gücü ve sürdürülebilir büyümeyi birlikte etkileyen yapısal bir sorun olarak ele alınmak zorundadır.