Fikri Güce, Analizi Çözüme Dönüştürür.

Darbe, Kriz, OHAL: Pastadan Emeğe Ne Düştü? (1980-2025)

Emeğin 45 Yıllık Bilançosu · Darbeler, Krizler ve Pay Kavgası

Emeğin 45 Yıllık Bilançosu

Darbeler, Krizler ve Asgari Ücret Arasında Pay Kavgası 1980 - 2025
"Emeğin milli gelirdeki payı" tam olarak ne demek? Neden bu kadar önemli?

Bunu kocaman bir pasta gibi düşünün. Bu pasta, Türkiye'nin bir yılda ürettiği her şeyin toplam değeri, yani milli gelir.

Emek payı, işte bu pastadan çalışanlara ücret, maaş, sosyal hak olarak ayrılan dilim. Geri kalanı ise sermayenin payı: şirket kârları, faizler, rantlar. Bu oran aslında bir toplumda emek ile sermaye arasındaki güç dengesinin en net göstergesi.

45 yıldaki en büyük kırılma ne zaman yaşandı?

Hiç kuşkusuz 12 Eylül 1980 Darbesi. O dönem emek için tam bir yıkım oldu. Rakamlara bakalım:

1980'de işgücü ödemelerinin milli gelire oranı yüzde 27,9 iken, 1986'da yüzde 20,0'ye kadar düştü.

Sebebi çok açıktı: 24 Ocak Kararları ile "ucuz emeğe dayalı ihracat" stratejisi benimsendi. Eylül 1980'den Ekim 1984'e kadar grevler yasaklandı, sendikalar ezildi.

Vehbi Koç, Kenan Evren'e yazdığı mektupta şöyle diyordu: "Polis teşkilatını kuvvetlendirerek imkanlar genişletilmeli... İşçi-işveren ilişkilerini düzenleyecek kanunlar bir an önce çıkarılmalı... Bazı sendikaların devleti yıkmak için yaptıkları aşırı hareketler göz önünde bulundurulmalı."

Darbe, sermayenin bu taleplerini harfiyen yerine getirdi.

12 Eylül karanlığından sonra emek hiç toparlanamadı mı?

Toparlandı! Buna "Bahar Eylemleri" öncülük etti. 1987 sonrası canlanan emek hareketleri, 1989 Bahar Eylemleri ve 1990-92 grev dalgasıyla emek payında belirgin bir iyileşme sağladı.

YUKARI 1990-1992 dönemi: Greve katılan işçi sayısı rekor seviyelere ulaştı ve emek payı ciddi biçimde yükseldi.

Ancak bu kazanımlar ne yazık ki kalıcı olamadı.

Emek payını paramparça eden başka olaylar neler?

Döviz krizleri, emek payının en büyük düşmanıdır. İki çarpıcı örnek:

  • 1994 Krizi (5 Nisan Kararları): Emek payı 1993'te yüzde 31,7'den 1995'te yüzde 22,8'e çakıldı. Kazanılan her şey bir yılda yok oldu.
  • 2001 Krizi: Düşüş 1994 kadar sert olmasa da etkisi aynı yöndeydi. TL'nin değer kaybı ücretleri baskıladı, gelir sermayeye aktı.
Döviz krizlerinde TL'nin değer kaybetmesi, ihracatçının gelirini artırırken çalışanların reel ücretlerini eritir.
AKP iktidarında emek payı ne durumdaydı?

AKP dönemini değerlendirirken "düzeltilmiş emek payı"na bakmak şart. Çünkü bu dönemde Türkiye hızla proleterleşti; kendi hesabına çalışan köylüler, esnaflar ücretli işçi haline geldi.

İlk dönemde (2002 sonrası) emek payı düşmeye devam etti. Bunda grevlerin sistematik olarak ertelenmesi ve sendikal hareketin zayıflatılması büyük rol oynadı.

ASAGI 2001 sonrası greve katılan işçi sayısı dramatik biçimde azaldı.
Peki, AKP döneminde emek payı hiç yükselmedi mi?

Yükseldi, ama genellikle siyasi konjonktürün zorlamasıyla:

2016 başı Seçim yarışı sırasında brüt yüzde 30 asgari ücret zammı yapıldı. Enflasyon yüzde 8,5'te kalınca emek payı yüzde 32'ye fırladı.

2023-2024 Seçimler öncesi enflasyon üzeri zamlar, EYT ile işten ayrılanların kıdem tazminatları ve işsizlikteki düşüş sayesinde 2000'lerin en yüksek seviyesi görüldü.

Sendikaların bu kadar zayıf olduğu bir ortamda, ücretleri belirleyen asıl güç siyasi kararlarla şekillenen asgari ücret oldu.
OHAL döneminin emeğe etkisi ne oldu?

Bunun cevabını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri veriyor (2017):

"Biz OHAL'i iş dünyasının daha rahat çalışması için getirdik... Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL'den istifade izin vermiyoruz."

Sonuç: OHAL (2016-2018) ve 2018 kur şoku ile düzeltilmiş emek payı 3 puanın üzerinde düştü. Emek hareketleri sert biçimde geriledi.

En dip nokta ne zamandı?

Tartışmasız COVID-19 ve 2021 kur şokları. 2019'dan 2022'ye emek payı adeta çakıldı.

Düzeltilmiş emek payı, farklı hesaplara göre 9 – 9,5 puan düşerek 1988 sonrasının en düşük seviyesini gördü.

Neredeyse 1994 krizi ayarında bir yıkım yaşandı.

Bu 45 yıllık hikâyeden nasıl bir ders çıkarmalıyız?

Bu hikâye bize şunu net gösteriyor: Pastadan alınan dilim asla sadece ekonomik bir mesele değildir.

Emek payı; darbelerle, grev yasaklarıyla, siyasetçilerin oy kaygısıyla verdiği zam kararlarıyla, döviz kurlarıyla ve emek hareketlerinin örgütlü gücüyle doğrudan belirleniyor.

Sermaye her fırsatta payını artırmanın yolunu buluyor.
Emek için en büyük kazanımlar ya örgütlü mücadeleyle (1989 Bahar Eylemleri) ya da siyasi konjonktürün zorlamasıyla (2016, 2023 zamları) elde edildi.
Uyarı: Siyasi kararla gelen kazanım, başka bir siyasi kararla veya bir döviz kriziyle çok çabuk geri alınabiliyor.

Asıl mesele, kazanımları kalıcı kılacak örgütlü güce sahip olup olmadığımız.