Emeğin 45 Yıllık Bilançosu
Bunu kocaman bir pasta gibi düşünün. Bu pasta, Türkiye'nin bir yılda ürettiği her şeyin toplam değeri, yani milli gelir.
Emek payı, işte bu pastadan çalışanlara ücret, maaş, sosyal hak olarak ayrılan dilim. Geri kalanı ise sermayenin payı: şirket kârları, faizler, rantlar. Bu oran aslında bir toplumda emek ile sermaye arasındaki güç dengesinin en net göstergesi.
Hiç kuşkusuz 12 Eylül 1980 Darbesi. O dönem emek için tam bir yıkım oldu. Rakamlara bakalım:
Sebebi çok açıktı: 24 Ocak Kararları ile "ucuz emeğe dayalı ihracat" stratejisi benimsendi. Eylül 1980'den Ekim 1984'e kadar grevler yasaklandı, sendikalar ezildi.
Darbe, sermayenin bu taleplerini harfiyen yerine getirdi.
Toparlandı! Buna "Bahar Eylemleri" öncülük etti. 1987 sonrası canlanan emek hareketleri, 1989 Bahar Eylemleri ve 1990-92 grev dalgasıyla emek payında belirgin bir iyileşme sağladı.
Ancak bu kazanımlar ne yazık ki kalıcı olamadı.
Döviz krizleri, emek payının en büyük düşmanıdır. İki çarpıcı örnek:
- 1994 Krizi (5 Nisan Kararları): Emek payı 1993'te yüzde 31,7'den 1995'te yüzde 22,8'e çakıldı. Kazanılan her şey bir yılda yok oldu.
- 2001 Krizi: Düşüş 1994 kadar sert olmasa da etkisi aynı yöndeydi. TL'nin değer kaybı ücretleri baskıladı, gelir sermayeye aktı.
AKP dönemini değerlendirirken "düzeltilmiş emek payı"na bakmak şart. Çünkü bu dönemde Türkiye hızla proleterleşti; kendi hesabına çalışan köylüler, esnaflar ücretli işçi haline geldi.
İlk dönemde (2002 sonrası) emek payı düşmeye devam etti. Bunda grevlerin sistematik olarak ertelenmesi ve sendikal hareketin zayıflatılması büyük rol oynadı.
Yükseldi, ama genellikle siyasi konjonktürün zorlamasıyla:
2016 başı Seçim yarışı sırasında brüt yüzde 30 asgari ücret zammı yapıldı. Enflasyon yüzde 8,5'te kalınca emek payı yüzde 32'ye fırladı.
2023-2024 Seçimler öncesi enflasyon üzeri zamlar, EYT ile işten ayrılanların kıdem tazminatları ve işsizlikteki düşüş sayesinde 2000'lerin en yüksek seviyesi görüldü.
Bunun cevabını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri veriyor (2017):
Sonuç: OHAL (2016-2018) ve 2018 kur şoku ile düzeltilmiş emek payı 3 puanın üzerinde düştü. Emek hareketleri sert biçimde geriledi.
Tartışmasız COVID-19 ve 2021 kur şokları. 2019'dan 2022'ye emek payı adeta çakıldı.
Neredeyse 1994 krizi ayarında bir yıkım yaşandı.
Bu hikâye bize şunu net gösteriyor: Pastadan alınan dilim asla sadece ekonomik bir mesele değildir.
Emek payı; darbelerle, grev yasaklarıyla, siyasetçilerin oy kaygısıyla verdiği zam kararlarıyla, döviz kurlarıyla ve emek hareketlerinin örgütlü gücüyle doğrudan belirleniyor.
Emek için en büyük kazanımlar ya örgütlü mücadeleyle (1989 Bahar Eylemleri) ya da siyasi konjonktürün zorlamasıyla (2016, 2023 zamları) elde edildi.
Uyarı: Siyasi kararla gelen kazanım, başka bir siyasi kararla veya bir döviz kriziyle çok çabuk geri alınabiliyor.
Asıl mesele, kazanımları kalıcı kılacak örgütlü güce sahip olup olmadığımız.