Faiz Sarmalından
Üretim Dönüşümüne
Düşük Faiz
Tek başına yatırım patlaması getirmiyor
Teknoloji
Ucuz emek dönüşümü geciktiriyor
Kamu Zoru
Planlayıcı aktör ihtiyacı
Faiz & Yatırım
“Faizi indirirsek yatırım patlar” yaklaşımı eksik ve mekanik bir okumadır. Düşük faiz, üretim ekonomisine otomatik geçiş anlamına gelmez; çoğu zaman atıl kapasite ve verimsiz alanları büyütür.
Türkiye'de iç talep dengeleri kırılgan, gelir dağılımı bozuk olduğundan bu durum daha nettir.
Ucuz Emek Tuzağı
Düşük ücrete dayalı büyüme modeli kısa vadede ihracat avantajı gibi görünse de, teknolojik dönüşümü geciktiriyor. İşveren ucuz iş gücü buldukça verimlilik artırıcı yatırımlara yönelme baskısı azalıyor.
Sonuç: ekonomi düşük katma değerli üretim sarmalında sıkışıp kalıyor. Oysa ihtiyaç duyulan şey yüksek verimlilik ve güçlü iç taleptir.
Kamu Yönlendirmesi
“Kamu zoru” ifadesi neoliberal “piyasa her şeyi çözer” anlayışına bir itirazdır. Güney Kore, Almanya, ABD gibi ülkelerde devlet; yatırım yönlendirmesi, korumacılık ve planlama ile dönüşümde aktif rol aldı.
Ancak kamu, baskı uygulayan değil; toplumsal refahı önceleyen planlayıcı bir aktör olmalıdır.
Bölüşüm Değişkeni
Faiz sadece teknik bir araç değil, aynı zamanda bölüşüm değişkenidir. Yüksek faiz finansal sermayeye transfer yaratırken, aşırı düşük faiz de varlık sahiplerinin servetini hızlandırabilir.
Her iki durumda da emek kesiminin milli gelirden aldığı pay baskılanabilir. Asıl mesele büyümenin hangi kesim lehine şekillendiğidir.
Gerçek Kalkınma Modeli
Türkiye'nin ihtiyacı olan; iş garantili tam istihdam, ücret artışlarını merkeze alan iç talep, stratejik kamu yatırımları ve doğal tekellerin kamusal denetimidir. Üretim kapasitesi büyürken toplumsal refah genişlemelidir.
Ucuz Emek Değil
Kamucu Planlama
Türkiye ekonomisi faiz eksenli tartışmalardan çıkıp; üretim ilişkileri, gelir dağılımı ve kamusal planlamayla yeni bir yaklaşım benimsemelidir.