Düşüncenin Modern Hali

Faiz Deneyi ve 2,5 Trilyonluk Fatura: Ekonomide Bedeli Kim Ödedi?

Türkiye ekonomisinde son yıllarda izlenen para politikalarının etkisi, merkez bankası bilançosunda ortaya çıkan tabloyla daha net okunur hale geldi. Bir dönem kar üreten, elde ettiği geliri Hazine’ye aktararak bütçe dengesine katkı sağlayan bir kurumun, bugün yüksek zarar rakamlarıyla anılması tesadüf değil; tercih edilen politikaların doğrudan sonucu. Özellikle enflasyonu düşük faizle kontrol etme yaklaşımı ve buna eşlik eden kur korumalı mevduat uygulaması, kısa vadeli rahatlama sağlama amacı taşırken uzun vadede ciddi maliyetler üretmiştir.

Bu süreçte ortaya çıkan zarar, yalnızca teknik bir bilanço kalemi olarak görülmemelidir. Çünkü merkez bankasının kar edememesi, kamu maliyesine dolaylı katkı sağlayamaması anlamına gelirken; oluşan yükün farklı kanallar üzerinden topluma yansıması kaçınılmaz hale gelmektedir. Dolayısıyla burada söz konusu olan, kurum bazlı bir performans sorunu değil, ekonomi yönetiminde benimsenen yaklaşımın sistematik sonucudur.

Ekonomide politika üretimi, “deneyelim, belki işe yarar” mantığıyla değil; veri, teori ve tarihsel deneyimle şekillenmelidir. Aksi halde iyi niyetli görünen müdahaleler, beklenenin aksine daha büyük dengesizlikler doğurur. Nitekim son yıllarda yaşananlar, bilimsel temelden uzaklaşıldığında ortaya çıkan maliyetin ne kadar geniş bir kesime yayıldığını açıkça göstermektedir.

Bu nedenle sürdürülebilir bir ekonomik yapı için, öngörülebilirlik, kurumsal güven ve bilimsel temellere dayalı politika üretimi vazgeçilmezdir. Aksi halde benzer hataların farklı dönemlerde yeniden tekrarlanması ve benzer sonuçların ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.