Rakamlar Parlıyor, Hayatlar Yerinde Sayıyor: Büyümenin Dağıtılmayan Getirisi
Son yıllarda küresel ekonominin dalgalı seyri, ülkelerin performanslarını değerlendirirken yalnızca büyüme rakamlarına odaklanmanın artık yeterli olmadığını gösteriyor. Bazı ekonomiler sınırlı bir genişleme kaydederken, bazıları daha hızlı bir artış açıklıyor; ancak rakamların gerçekte ne ifade ettiği, toplumun bu büyümeyi ne kadar hissettiğiyle ortaya çıkıyor. Ekonomik hacim genişleyebilir, milli gelir yükselebilir, makro göstergeler olumlu bir tablo çizebilir; fakat bu gelişmelerin günlük hayata dokunmadığı noktada, büyümenin değeri tartışmalı hale geliyor.
Tam da burada temel sorun görünür oluyor: Ekonominin büyümesi ile toplumun refahının artması aynı şey değil. Türkiye için son yıllarda açıklanan yüksek büyüme oranlarına rağmen geniş kesimlerin yaşam şartları iyileşmedi. Gelir artışı, fiyatların yükseliş hızının gerisinde kaldı; çalışanların alım gücü zayıfladı; emeklilerin temel harcamaları karşılamakta zorlandığı bir düzen ortaya çıktı. Ekonomik göstergeler yukarı yönlü seyrederken, geniş toplum kesimleri bu hareketin dışında kaldı.
Bu çelişki, büyümenin niteliğini daha önemli hale getiriyor. Üretimin genişlemesi tek başına yeterli değil; üretilen değerin kimlere, ne ölçüde ve hangi mekanizmalar aracılığıyla aktarıldığı belirleyici. Eğer büyümenin oluşturduğu kaynak belirli sermaye gruplarında yoğunlaşıyor, emeğin payı her yıl geriliyorsa, açıklanan rakamlar toplumsal bir anlam taşımıyor. Böyle bir ortamda ekonomik başarı iddiası kağıt üzerinde güçlü görünse de gerçek hayatta karşılığını bulmuyor.
Bu nedenle tartışmanın merkezinde artık sadece büyüme oranları değil, bölüşüm düzeni yer alıyor. Refahın adil biçimde dağılmadığı bir ekonomide sürdürülebilirlikten söz etmek kolay değil. Çalışanların yaşam standardı güçlendirilmedikçe, dar gelirli hanelerin yükü hafifletilmedikçe, emeklilerin insanca yaşam koşullarına erişimi güvence altına alınmadıkça büyümenin toplumsal etkisi sınırlı kalıyor. Gerçek bir ekonomik iyileşme ise ancak bu kesimlerin payının artırılmasıyla mümkün hale geliyor.
Yorumlar
Yorum Gönder