Kuralların Değil Ruh Halinin Ekonomiyi Yönettiği Düzen: Arabesk Kapitalizm
Arabesk Kapitalizm, serbest piyasa düzeniymiş gibi görünen ancak gerçekte duygusal söylemler, kişisel ilişkiler, güç ağları ve popülist beklentilerle işleyen bir ekonomik yapıyı ifade ediyor. Bu düzende kapitalizmin rasyonel ilkeleri ile toplumun duygusal refleksleri iç içe geçiyor; ekonomik kararlar kurumsal akla değil, anlık tepkilere, kısa vadeli hesaplara ve sembolik adımlara dayanıyor. Sonuçta ortaya öngörülebilirliği düşük, istikrarsız ve güven üretmeyen bir ekonomik iklim çıkıyor.
Bu yapının temel sorunu, ekonomik başarının üretim, verimlilik, inovasyon ve rekabet gibi sistematik unsurlarla değil; kişisel temaslarla, ani yönetsel müdahalelerle ve duygusal beklentileri besleyen politik hamlelerle şekillenmesi. Kurumların zayıflığı, kuralların sürekli değişmesi ve piyasa sinyallerinin gerçek durumu yansıtmaması, hem yatırımcıyı hem tüketiciyi belirsizliğe sürüklüyor. Böyle bir ortamda stratejik planlama yapmak neredeyse imkansız hale geliyor; çünkü ekonomik aktörler neye güveneceğini, hangi kurala göre hareket edeceğini, yarın neyin değişeceğini öngöremiyor.
Arabesk Kapitalizmin toplumsal etkisi ise yine aynı döngüyle pekişiyor. Ekonomik sorunlar rasyonel analizlerle değil, kaderci ve duygusal bir dille yorumlanıyor; enflasyon, işsizlik veya gelir adaletsizliği yapısal sorunlar olarak değil, dış güçlere, şansa, talihsizliklere veya kişisel liderlik figürlerine bağlanıyor. Böylece toplum, gerçek nedenleri görmeden umut ve hüzün arasında salınan bir ekonomik ruh halinin içinde kalıyor.
Sonuç itibarıyla Arabesk Kapitalizm, modern bir ekonominin ihtiyaç duyduğu kurumsallığı, hesap verebilirliği ve uzun vadeli kalkınma anlayışını zayıflatan bir model olarak karşımıza çıkıyor. Duygusal reflekslerle yönetilen bu yapı, üretim kapasitesini geliştirmiyor; yatırım ortamını bozuyor; toplumsal refahı istikrarsızlaştırıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder