Türkiye’de kayıt dışındaki para öylesine büyümüş durumda ki, ekonomi kitaplarında geçen “gizli hazine” kavramı neredeyse gündelik hayatı anlatır hale geldi. Öyle ki, bazı insanlar yastık altındaki altınlarını mecazen değil, gerçekten yastıkla karıştıracak noktaya gelmiş durumda. Resmî kayıtlara girmeyen bu devasa sermaye, devletin vergi sisteminin tamamen dışında büyüyor. Kimse tam miktarını bilmiyor; ancak ekonominin işleyişini derinden etkilediği artık tartışmasız. Yapılan araştırmalar, Türkiye’de kayıt dışı ekonominin bazı dönemlerde toplam ekonomik büyüklüğün üçte birine, hatta daha fazlasına yaklaştığını ortaya koyuyor. Bu tablo, her yıl milyarlarca liralık vergi kaybı anlamına geliyor; yani devletin tahsil edemediği ama piyasada dönmeye devam eden büyük bir para. Kayıt dışı çalışan on binlerce insan, işletmelerin el altından yürüttüğü işlemler ve resmiyete hiç girmeyen yatırımlar, bu görünmez serveti her geçen gün daha da şişiriyor. Sonuçta karşımıza çarpıcı bir çelişki çıkıyor: Resmî rakamlar başka bir ekonomi anlatıyor, sokakta konuşulan gerçekler ise bambaşka. Ekonominin yükünü çoğu zaman kayıtlı çalışanlar ve vergisini düzenli ödeyenler sırtlarken, kayıt dışındaki para kendi sessiz dünyasında, krizlerden ve dalgalanmalardan etkilenmeden büyümeyi sürdürüyor.