Türkiye’nin Vergi Çıkmazı: Herkesten Eşit, Kimseye Adil Değil

Vergi sisteminin yıllardır aşılamayan en temel yapısal sorunlarından biri, devlet gelirlerinin büyük ölçüde dolaylı vergilere dayanması. KDV ve ÖTV gibi harcama üzerinden alınan vergiler, bütçenin önemli bir bölümünü oluşturduğu için sistemin vazgeçilmez unsurları haline geliyor. Ancak gelir durumuna bakmadan herkesi aynı oranda etkiledikleri için hem vergi adaletini zedeliyor hem de düşük gelirli kesim üzerinde orantısız bir yük yaratıyor. Vergi adaleti, gelir dağılımı, sosyal denge ve mali sürdürülebilirlik gibi kavramlar bu nedenle bu tartışmanın merkezinde yer alıyor.

Bu yapının uzun vadede ekonomik dengeyi bozmasının temel nedeni, sistemin dar bir vergi tabanı üzerine inşa edilmiş olması. Kayıt dışılığın yüksekliği, doğrudan vergilerin güçlenmesini zorlaştırırken, dolaylı vergilerin payı giderek büyüyor. Bu durum bütçe gelirlerini kısa vadede güvence altına alsa da, tüketim üzerindeki baskı nedeniyle ekonomik dinamizmi zayıflatıyor. Dolaysız vergilere dayalı, gelir seviyesini esas alan daha adil bir modele geçiş ise kapsamlı teknik hazırlık, kararlı bir siyasi irade ve toplumsal mutabakat gerektiriyor. Bu alanlarda yeterli adımlar atılamadığı için reform ihtiyacı uzun süredir erteleniyor.

Türkiye’nin sürdürülebilir bir vergi mimarisine geçebilmesi için yükün gelirle orantılı dağıtıldığı, kayıt dışılığı azaltan, vergi bilincini güçlendiren ve tabanı genişleten bir yapıya ihtiyaç duyduğu artık net şekilde görülüyor. Dolaylı vergilerin ağırlığı azaltılmadıkça hem hane halkı üzerindeki baskı büyüyor hem de ekonomik istikrar kırılgan hale geliyor. Sorunun herkes tarafından kabul edilmesine rağmen değişim için gereken hazırlığın ve cesaretin bir türlü ortaya konulamaması ise ülkeyi aynı döngü içinde tutmaya devam ediyor.

Yorumlar

Popüler Yayınlar