Kamunun Parası Yoktur, Milletin Parası Vardır!
Devletin kasasında biriken her kuruş, özünde vatandaşın ortak alın terinin ve toplumsal sözleşmenin yansımasıdır. Kamu maliyesinde dolaşan fonlar; vergiler, harçlar ve çeşitli gelir kalemlerinden oluşarak, milletin ortak değerini temsil eder. Bu sebeple devlet, bu kaynakları yönetirken bir vekil sıfatıyla hareket eder; yapılan her harcama, vatandaşların doğrudan ekonomik katkılarıyla finanse edilmiş olur.
Bu yapının en kritik parçalarından biri de borçlanma sürecidir. Devlet, bütçe açıklarını kapatmak, büyük altyapı projelerini hayata geçirmek veya zorunlu sosyal politikaları uygulamak adına borç almak durumunda kalabilir. Ancak bu borcun geri ödemesi, bugünün veya yarının kamu gelirleriyle, yani yine halkın ödeyeceği vergilerle yapılacaktır. Dolayısıyla, borç yükünün maliyeti, sessizce tüm toplumun omuzlarına yüklenir. Bu gerçeklik, kamu yönetiminde mali disiplinin, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin ne kadar hayati olduğunu açıkça ortaya koyar.
Ekonomik kaynakların verimsiz kullanılması, israf veya gereksiz borçlanma lüksü, uzun vadede sadece mevcut vatandaşlar için değil, gelecek nesillerin refahı için de ciddi bir ipotek oluşturur. Bu nedenle bütçe yönetimi, anlık ihtiyaçları gidermeye odaklanan kısa vadeli bir defter tutma eylemi olmaktan çıkıp, sürdürülebilir kalkınma ve uzun dönemli mali istikrar perspektifiyle planlanmak zorundadır. Şeffaflık, etkinlik ve hesap verebilirlik ilkeleri, bu vicdani yönetim anlayışının temel direkleridir.
Yorumlar
Yorum Gönder