Büyük
İllüzyon
"Vergilerim nereye gidiyor?" sorusu, demokratik bir denetim mi, yoksa rıza inşa eden bir tuzak mı?
Vatandaşın haklı bir sahiplenme duygusuyla sorduğu bu soru, Neo-liberal ideolojinin zihnimize nakşettiği en büyük stratejik tuzaktır.
1. Bölüm: Rızanın İmalatı
Devletin harcamaları "israf" parantezine alındığında, toplum kendi kendine karşı kışkırtılır. Sosyal güvenlik bir hak değil, "yük" haline gelir. Emekli maaşına yapılan zam, çalışanın vergisine bir tehdit gibi sunulur. Bu yapay rekabetle emek örgütlülüğü parçalanırken; sağlık, eğitim ve madenler "verimlilik" adı altında tekellere devredilir.
"Vatandaş, kendi hakkı olan kamusal alanı, 'kendi parası cebinde kalsın' diye gönüllüce teslim eder hale getirilir."
2. Bölüm: Modern Gerçeklik
Perdeyi kaldıralım: Egemen bir devletin harcama yapmak için verginize ihtiyacı yoktur. Devlet, parayı harcadığı anda yaratır. Vergi, bir finansman aracı değil; paranın değerini koruyan bir dezenflasyon mekanizması ve bölüşümü düzenleyen bir değişkendir.
Doğru Soruyu Sormak
"Devlet bu parayı kimin için yaratıyor ve vergiyi kimden topluyor?"
- Finans çevrelerinden alınmayan vergiler
- Dar gelirlinin sırtındaki KDV / ÖTV yükü
- KOİ projeleriyle yapılan devasa servet transferleri
Sonuç: Dağıtıcı Devlet
Vergi, eğer zenginleşen azınlığın tahakkümünü kırmak yerine dar gelirlinin sırtındaki bir küfeye dönüşmüşse; orada bir kaynak sorunu değil, bilinçli bir sınıfsal tercih vardır.
Sorgulamamız gereken harcanan paranın miktarı değil, o paranın hangi sınıfın çıkarlarını korumak için dolaşıma sokulduğudur.