Fakirlikle Sürdürülebilir Kalkınma Modeli
Ekonomi teorisinin o gösterişli çatısı altında, büyüme ve refah kavramlarının yerini alan, acı bir kara mizahı andıran bir model belirdi: Fakirlikle Sürdürülebilir Kalkınma Modeli. Bu modelin teorideki hedefi refah artışı gibi görünse de, pratikteki işlevi yoksulluğu ve gelir eşitsizliğini yapısal bir temele oturtarak kalıcı kılmak.
Sistemin mekanizması, soğuk ve hesaplı: Bir yanda ücretler kasten baskılanır, diğer yanda enflasyonun körüklediği yaşam maliyeti hızla tırmanır. Bu çifte kıskaç, halkın alım gücünü sessizce öğütürken, resmi raporlar bu tablonun üzerine kalın bir "her şey yolunda" cilası çeker. Rakamlar, sanal bir refah artışını işaret ederken, yoksulluk, ekonomik istikrarın görünmez çimentosu haline gelerek sürdürülebilir kılınır.
Bu, toplumsal sabrı test eden bir illüzyon sanatıdır. Hükümetler, istatistiki göstergeler üzerinden göz boyayan bir hayalet kalkınma yaratır. Gerçek gelir seviyeleri dramatik biçimde düşerken, GSYİH gibi makro göstergeler gururla büyür. Bu çelişki, vatandaşın günlük hayatında hissettiği en keskin bıçaktır; çünkü verilerin sunduğu gökyüzü ile gerçeklerin yarattığı yerin dibi arasındaki makas her geçen gün daha da açılır.
Sonuçta, bu model, kalkınmayı yoksulluk ve adaletsizlik üzerinden "sürdürülebilir" kılan, etik ve ekonomik literatürde kabul edilemez bir lekedir. Fakirlikle Susturulmuş Kalkınma, çağımızın ekonomik düzeninin en büyük ve en ironik çelişkisi olarak, yalan söyleyen bir ayna gibi karşımızda durmaktadır.
Yorumlar
Yorum Gönder